Kutsal Şehir çatışması, Mo Fan’ın hikayesi olan Büyücü’nün (Quanzhi Fashi) sonudur. Dört yıl altı aydır sizlere eşlik eden Büyücü’nün ana metni de sona ermek üzere. Önümüzdeki birkaç gün içinde bazı ek bölümler yazacağım; bunların bir kısmı Mo Fan ile ilgili olacak, bir kısmı ise Büyücü dünyasında ilginç bulduğum olayları içerecek.
Kuşkusuz şunu söyleyeceğinizi biliyorum: “Güney Kutbu İmparatoru, Soğuk Ay Gözü Şeytan Tanrısı gibi doldurulmamış birçok büyük boşluk var.” Ancak Büyücü, özünde bir Mo Fan hikayesidir. Büyücü dünyasında daha pek çok karakter, hikaye ve gelişim var. Bu dünya benim zihnimde zaten tamamlanmış ve gerçek bir dünya; Mo Fan’ın hikayesi bitti diye yok olmayacak. Her olayın Mo Fan tarafından çözülmesi de gerekmiyor. Tıpkı Sahra İmparatoru’nun yetmiş yıl sonra tüm Avrupa kıtasını çöle çevirecek olması, Avrupa’nın deniz canavarlarından daha korkunç bir krizle yüzleşmesi ve kum tepelerinin hareketli metropollerin yüksek binaları arasında yükselmesi gibi… O zaman geldiğinde, bunu beyaz saçlı Büyükbaba Mo Fan değil, bir sonraki yüzyılın güçlülerinden biri sonlandıracak. Yetmiş yıl sonraki büyü uygarlığının, Mo Fan’ın bu Kutsal Şehir çatışmasından dolayı değişip değişmeyeceği ise bir muamma…
Bu hikaye aslında sonsuz; yazmaya kalksam asla bitiremem. Hep yazmaya devam etmemi istediğinizi biliyorum ama her ziyafetin bir sonu vardır. Mo Fan’ın hikayesi artık aşağı yukarı bitti.
Önümüzdeki birkaç gün içinde, Kutsal Şehir savaşının sonunu, Mo Fan’ın küçük yaşantısını ve diğer herkesin kendi küçük hayatlarını anlatan içerikler paylaşmaya devam edeceğim.
Sadece sizlere Büyücü’nün sona ereceğini bildirmek istedim.
Bana eşlik ettiğiniz için teşekkürler.
Buraya kadar gelip de yazarın kim olduğunu bilmeyen yoktur herhalde?
Ben bu kitabın yazarı “Luan”.
Keyfiniz yerindeyken bana Luan Amca dersiniz.
Sakin olduğunuzda Luan Şişko dersiniz.
Öfkeli olduğunuzda ise “Luan köpek, bu yazar şerefsizin teki, bu herif Luan…” gibi şeyler söylersiniz.
Ortaokuldayken, sıkıntıdan patlayarak ders sırasında masaya yatar, pencerenin dışındaki bayrak direğine, uzaktaki ormana ve gökyüzüne bakıp bilim yerine büyü öğrenilen bir dünyayı hayal ederdim.
Büyüdüğümde bunu kaleme aldım; Büyücü’nün ilk ilham kaynağı işte bu.
Dört buçuk yılımı bu gündüz rüyasında benimle birlikte geçirdiğiniz için tekrar teşekkür ederim.
Şu an bitirirken aniden bir hüzün ve duygu yoğunluğu çöktü…
Sanki pek çok insan ve sahne hala zihnimde; tıpkı gerçek insanlar gibi, tıpkı bizzat yaşamışım gibi…
